Günün Sözü:

Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.

Hattiler ve Hurriler


Hattileri ve Hurrileri bir önceki blog yazımda sanırım belirtmiştim.O yüzden hemen konuya girmek istiyorum.Çok fazla bilgi olmadığı içinde nu iki kavmi bir başlık altında anlatmaya çalışacağım.

Hattiler

Anadolu'da ismi bilinen eski kavimlerden biriside Hattilerdir.Hititlerle karıştırılmalarına ve birbirleriyle bir akrabalkları olduğu düşünülmesine rağmen,gerçekte Hattilerle Hititlerin pek bir bağı yoktur.Ancak Hititler Hattilerin kültürel birikiminden ve uygarlığından üst düzeyde yararlanmışlardır.

Hattiler konusunda bilmemiz gereken en önemli bilgi ise M.Ö.2500-630 yılları arasında Anadolu'ya isimlerini vermeleridir.Yani neredeyse 2000 yıl boyunca Anadolu'ya "Hatti Ülkesi" denilerek hitap edilmiş,Anadolu'nun adı Hatti Ülkesi olmuştur.Bu ad aynı zamanda Anadolu'nun bilinen en eski adıdır.

Hatti uygarlığına ait en önemli eserler Alacahöyük’te bulunmuştur. 1935’de Atatürk’ün himayesinde başlayan kazılarda bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen güneş kursları, heykelcikler, altın kupalar  bir çok eser bulunmuştur. 


Hurriler

Luwiler ve Hattiler'le aynı dönemde yani M.Ö. 3000 yıllarında izlerine rastlanan Anadolu'nun en eski halklarından birisidir.Asya kökenli oldukları ve Musul dolaylarında yaşayan Subarular'ın torunlarıdırlar.Dilleride Hint-Avrupa Dil Ailesi'ne girmekte ve kendilerinde sonra yaşadıkları bölgelerde kurulan Urartuların diliyle yakınlık göstermektedir.Doğu Anadolu civarında bir devlet kurukları ve başkentlerinin VVaşşukanni olduğu Babil ve Akkad çivi yazılarında mevcuttur.Ayrıca Babil dilinde Hurri "mağara" anlamına gelmektedir.

Zamanla güçlü bir halk olan Hurriler ikiye ayrılmışlardır.Hurri Krallığı, Diyarbakır; Mitanni Krallığı ise Osroeneye (antik çağda Edesa, yani Urfa) ve Nusaybin (Nisibis)'de kurulmuştur.M.Ö. 1500-1250 yıllrı arasında altın çağlarını yaşamışlardır.Hurriler tarafından kurulan Mitanni devleti o dönemde Yakın Doğu’nun Mısır’dan sonra gelen ikinci büyük gücü haline gelmiştir.

Hurri Devleti olarak yazılı kültüre yetişemeyen Hurriler hakkındaki bilgileri komşu kültürler olan Babil,Mittani,Hitit ve Akkad'lardan öğrenmekteyiz.Hurriler Hitti Anallarından anlaşılacağı kadaıyla Analların 3. yılında Hitit ülkesini başkenitne kadar her yeri istila ettikleri ve bir Hattusili'yi istila edemedikleri anlaşılmaktadır.

Tori, Hurrilerin neden, hangi çağda ve nasıl yıkıldıklarını anlatmamıştır.Yıkılan Hurri devletinin devamından aynı kökten Nahri, Mannai ve Urartu devletinin meydana geldiğini ve şehir devletleri şeklinde örgütlendiklerini ifade etmiştir. Kemal Burkay, Urartu dili ile Hurri dilinin akraba olduğunu söyleyerek Hurri ve Urartu akrabalığını tahsis etmeye çalışmıştır.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynakları ziyaret ediniz.



BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız. 


Luwiler ve Luwi Dili

Bergama ile ilgili geniş bir tarih rehberi okuyorum.Orada ilgilimi çeken daha önce duymadığım bazı kavramları not aldım.Bunların ilkiyle de başlamaya karar verdim.Luwiler ve Luwilerin Dili....

Anadolu'da Hitit öncesi tarih hakkında çok az şey bilinmektedir.Buda M.Ö. 20 y.y. dolayları yapar.Yani Anadolu'ya yazının girdiği ilk andan öncesi.Bu yüzden Luwi Diliyle ilgili bilgi sıkıntısı yaşamasamda Luwiler hakkında internette hiç bir bilgi yok denilebilir.Bilinen bir kaç bilgi kırıntısından öteye gitmiyor.Ama biz bir kaç parçada olsa o kırıntıları sizlerle paylaşalım.
Luwiler Yunan göçünden önce genel olarak Anadolu'nun yerli halkı olarak kabul edilirler.Hitit diline göre Luwi "ışık insan" anlamına geliyor;kendi dillerinde ise " ışık,parıltı".Haklarında tek bilgiyi Luwi Dilini yani Luwice'yi Hititler de hiyerogliflerinde yazı dili olarak kullandıkları için sadece bu halktan Luwiler olarak bahsetmişlerdir.Daha sonra halka ne olduğu bilinmiyor.Ancak tahminime göre Anadolu'ya her yönden yapılan göçlerin neticesinde asimile olup gitmişler.

Luwi Dili ya da Luwice

Luwilerin dili Anadolu'nun ve Mezopotomya'nın en eski dillerinden birisidir.Anadolu'nun büyük bir bölümünde bir dönem kullanılmıştır.Luwiler'den sonraki dönemde ise Hititler hiyeroglif yazılarını Luwice yazmışlardır.Palesgos ve Likya dillerinin Luwice kökenli olduğu bulunmuştur.

Luvi diliyle yazılan Hitit hiyeroglif yazısı H.T. Bossert'in katkılarıyla 1946 yılında çözülmeye başlanmış ve çözülme çalışması tam anlamıyla 1960'ta Emmanuel Laroche tarafından tamamlanmış olduğundan, yer ve ilah adlarına ilişkin olarak, Batı’da bu tarihten önceki etimolojik açıklama getiren yazılar geçerliğini yitirmeye başlamıştır. Büyük İskender döneminde Anadolu’nun Luvi ve Hitit kökenli adları hellenleştirilmeye çalışılmışsa da, esas yapılarını korumuşlardır. Anadolu ve Trakya'daki Yunanca yer adlarının yüzde yüzü olmasa da çok büyük bir kısmının Luvi dilindeki adlarından türetildiği anlaşılmış bulunmaktadır. Ayrıca eski Yunanca sanılan pek çok sözcüğün (dram, drama, tiyatro, komedya, tragedya vs.) Luvi kökenli olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır.


Aşağıdaki resimde Luwice'nin nerelerde konuşulduğu saptanılabildiği kadar gösterilmiştir.

BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız. 


Menhir ve Dolmenler

Yine bir kaç gün önce tarih testi çözerken denk geldiğim bir yapı.İlk defa duyduğum için araştırdım.Bulduklarımıda kendi süzgecimden geçirerek harmanladım.Ortaya çıkanlarıda sizlerle paylaşıyorum.


Araştırmalarım sonucu internette ki onlarca kaynak gösteriyor ki Menhir ve Dolmenler iki çeşit mezar taşının adı.Buna göre Menhirler yani diğer adıyla dikilitaşlar tek başlarına ya da grup haline toprağa diklemesine konulara elde edilirdi.Ülkemizde daha çok Trakya Bölgesi'nde bulunmaktadır.Dünya'da ise İngiltere ve Fransa önemli Menhir alanlarıdır.Ortalama 2 metre civarında boyu olan Menhirler Fransa ve İnglitere'de 10-12 metreye kadar ulaşmaktadır.Üzerlerinde yeteri derecede araştırma yapılmayan Menhirlerin zaman zaman belli bir amaca göre düzenlendiği de fark edilmiştir.

Dolmenler ise Menhirlerin aksine her zaman için grup halinde bulunurlar.Mezarın başına ev ya da kutu tarzında onu saracak çeşitli örgütlenmeleri vardır.Yurdumuzda yine en çok görüldüğü yer Trakya Bölgesi'dir.Eğer Dolmenlerin üzerine toprak atılarak kapatılırsa Tümülüsler oluşur.Daha çok mezar odası tarzında yerleştirilirler.Menhirler gig Dolmenlerin de üzerinde yeteri derecede araştırma yapılamamıştır.En ünlü Dolmen ise tüm dünyaca bilinen ve sırrı çözülemeyen Stonehenge'dir.

Lalapaşa İlçesinde İ.Ö. 2000 li yılların sonları ile 1000 li yılların başlarına tarihlenen Dolmen ve Menhir adı verilen taş mezarlar bulunmuştur. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Gözyaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş olup, bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi'nde sergilenmektedir.

Dolmenler çeşitli şekiller gösterirler:
  • Basit Dolmen: Ayakta duran iki veya birkaç taşın üstünde, yatık durumdaki büyük bir taştan oluşur. Bu ilkel dolmen, bazen bir tümülüs ile örtülüdür.
  • Kubbeli Dolmen: Bu tip dolmende, harçsız taşlarla örtülmüş ve kilit taşıyla kapanmış bir kubbe görülür. Yunanistan'da "Tolos" denilen bu tür inşaata, Fransa ve İrlanda'da bugün dahi çoban kulübeleri arasında rastlanmaktadır.
  • Örtülü Koridor : Son çağ dolmenlerinin hepsi bu türdedir. Bütün anıt, üstü örtülü bir geçitten ibarettir. Bunun bazı kısımları delikli bir taşla ayrılır ve bazılarında rölyeflere rastlanır (Rölyef, kabartma olup, heykel sanatının bir çeşididir. Bir figürün çıkıntıları, derin bir şekilde zemine bağlı olarak çıkarılmışsa "yüksek rölyef", eğer çıkıntılar hafif bir biçimde belirtilmişse "alçak rölyef" adını alır).

BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız.