Günün Sözü:

Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.

Karıncalar


Her şey kahverengiye benzer kırmızı ön bölümü ve siyah arka bölümüyle 1 cm'ye yaklaşan boylarıyla ortalıkta dolaşan karıncaları takip etmemle başladı.Diğer karıncaların aksine yükseltilerden yürüyerek geçmiyor direk kendilerini boşluğa bırakıyorlardı.Korkusuz ve güçlü görünüyorlardı.Herkes ot çöp taşırken onlar 2-2,5 cm'lik böcekleri yuvalarına götürmekle meşguldüler.Bütün bunların hepsi dün yaşandı.Bende bugün sizler için  karıncaları araştırdım.Bulduğum bilgileride sizlerle paylaşıyorum...

110-130 milyon yıllık geçmişe sahipler.Çok küçük olmalarına rağmen dünyanın demografik olarak açık ara birinsi onlar.İnsanları makro olarak düşünürsek karıncalarda mikro halimiz.Büyük koloniler halinde yaşıyorlar.Bilinenin aksine termitlerle değil arılarla akrabalar;üstelik termitlerde karıncalarla değil hamam böcekleriyle akraba.Binlerce bilinen türünün yanında binlerce de keşfedilmeyi bekleyen türü var.Dünya üzerinde bulunmadığı kara parçası yok.Antartika'da dahi kendi özgü karıncalar yaşıyor.

Teknoloji, mühendislik, kollektif çalışma, iletişim ağı, fedakarlık, disiplin, askeri strateji, şehir planlaması gibi insanlara birebir benzeyen yaşaşmları var.İnsanlar gibi üretenleri de var asker olanlarıda.Hatta insanlar tarafından gözlemlenmesi zor olsa da zaman zaman farklı kolonilerden binlerce karınca kendi kolonileri için savaşıyor.

Termitlerle birlikte ilk defa tarımı kullanmışlar.Sanıldığı gibi yuvalarına aşıdıkları çoğu şeyi yemiyorlar.Uygun ortam koşullarında mantar üretiyor ve mantarı tüketiyorlar.
Binlerce kısır dişi karınca işçi ve asker olarak kolonilerde görev alır.Aynı zamanda verimli erkekler be bir ya da birkaç tane kraliçe adı verilen dişi karıncalarda bulunur.  Dünyanın en güçlü hayvanları olarak nam salmışlardır.Çünkü kendi ağırlıklarının 50 ila 100 katı kadar ağırlığı taşıyabilirler.Ayrıca kendi gözlemlerim kadarıyla yaklaşık 1,5 mm olan yerden yüksekliklerine rağmen 20 cm'den aşağıya korkusuzca atlamaları beni şaşırttı.Bu bizim için yüzlerce metre eder tonlarca ağırlığı kaldıramadığımız gibi yüzlerce metreden de atlayamıyoruz malesef :)
Karıncaların Özellikleri:

  1. Tüm böcekler arasında, en büyük beyin karıncanınkidir.
  2. Bir karıncanın ortalama ömrü, 45 ila 60 gündür.
  3. Bir karıncanın beyninde, yaklaşık 250 bin beyin hücresi bulunur. Bir insanın beyninde 10 bin milyon beyin hücresi mevcuttur. Dolayısıyla, 40 bin karıncalık bir koloninin beyin hücresi toplamı, bir insanınkine denktir.
  4. Bazı karıncalar, günde yedi saat uyur.
  5. Bir karıncanın dışı, sert kabuktandır, buna dış iskelet adı da verilir.
  6. En büyük karıncanın uzunluğu, 2,54 cm dir.
  7. En küçük karınca, 0.1 mm dir.
  8. Bir karınca kolonisinin nüfusu, yüz binlerden, milyarlara varabilir.
  9. Karıncalar, sadece dokunmak değil, koku almak için de antenlerini kullanırlar.
  10. Karıncaların, akciğeri yoktur. Oksijen, vücutlarına tüm bedene yayılmış küçük deliklerden girer; karbondioksit de, aynı deliklerden çıkar.
  11. Tüm böcekler gibi, karıncaların da altı bacağı vardır.
  12. Karıncalar, gri, kırmızı, kahverengi, siyah, sarı, mavi ya da mor olabilirler.
  13. Karıncanın vücudu, üç bölümden oluşur: Kafa, göğüs(gövde), ve karın (kuyruk kısmı).
  14. Karıncalar, koloni denen büyük gruplar hâlinde yaşarlar. Her karıncanın, kolonide belirli bir görevi vardır.
  15. İşçi karıncalar, yuvadan çöpü alıp, dışarıya, özel çöplüğe taşımakla görevlidirler.
  16. İşçi karıncalar, dişidir. Koloninin çoğunluğunu, dişi karıncalar oluşturur.
  17. Köle-Yapıcı karıncalar, başka karıncaların yuvalarına saldırır ve yumurtalarını çalar. Bu yumurtalar kırılıp, yavru karıncalar çıktığında kolonide köle olarak çalışırlar.
  18. Kraliçe karıncaların, doğduklarında kanatları vardır. Başka koloniler kurmak için uçup giderler; sonra kanatları düşer.
  19. Kraliçe karınca, 15 yıla kadar yaşayabilir ve bir kez çiftleşmesi gerekir.
  20. Her karınca kolonisinin, en az bir, bazen de birden fazla Kraliçe'si vardır.
  21. Ahşap karıncaları, önemli yırtıcı böceklerdir ve geniş bir koloni oldukları takdirde, günde binlerce böcek toplayabilirler.
  22. Ahşap karıncaları, düşmanını, ağzını açarak tehdit ederler.
  23. Normal şartlarda, Marangoz karıncalar canlı ya da ölü ağaçlarda yuva yapıp, kütükleri ya da ağaç gövdelerini çürütürler. Öte yandan, yuvalarını evlere, telefon direklerine ve diğer insan elinden çıkma ahşap yapılara da yapabilirler.
  24. Yaprak-kesen karıncalar, yağmur yağarken yaprak kesmezler, ve keserken şiddetli yağmura maruz kalırlarsa, yaprakları genellikle yuvanın dışında bırakırlar.
  25. Petek karıncaları, çorak mevsimlerde hayatta kalmak için, kayda değer yöntemler geliştirmişlerdir. Yağmurlar sırasında, bu karıncalar, işçilerini, su ve nektarla beslerler. Bu işçiler, yiyecek fazlasını, sindirim sistemlerinin, kursak denen bölümünde depolarlar.
    Sphecomyrma freyi-100 milyon yıllık karınca fosili, (Harvard Üniversitesi zooloji müzesi).
  26. Karıncaların başlıca düşmanı, insanlardır. Yuvalarını ve yaşam ortamlarını yok edip, böcek ilaçlarıyla onları öldürüyor, hatta bazı yerlerde onları yiyor.
  27. Karıncalar, 100 milyon yıldan uzun süredir, Dünya üzerinde yaşamaktadır ve gezegenin her yerine yayılmış durumdadırlar.
  28. Dünya'nın bilinen 100 milyon yıllık, en yaşlı karıncası, bir amberin içinde korunmuş şekilde bulunmuştur. Adı Sphecomyrma freyi olan ve eşek arısına benzeyen bu karınca, Harvard Üniversitesi, Zooloji müzesinde, sergilenmektedir.
  29. Pompei de ölen Roma generali ve bilgin Plinius(MS 23-79)(Pliny'nin amcası), Doğa Tarihi adlı ansiklopedisinde, karıncaların, insanlardaki şeker hastalığını teşhis ettiğini yazıyor: "İnsanlar, idrarlarını, karınca yuvasına bırakıyorlar ve karıncaların, idrarı, yuvalarına taşıyıp taşımadıklarını gözlüyorlar. Eğer karıncalar, idrarı yuvalarına taşıyorlarsa, kandaki şeker seviyesinin yüksek olduğu anlaşılıyor."
  30. Güney Amerika'da yapılan antropoloji ve etnobiyoloji çalışmalarında, yağmur ormanlarında yaşayan ilkel kabilelerin, şeker hastalığını, hala karıncalarla test ettikleri, rapor ediliyor.
Not:Dünyada kişi başına düşen karınca sayısı ortalama 17500000'dur.

Karıncalarla İlgili Hazırlanmış Olan Türkçe Belgesel


Daha fazla bilgi einmek için buraya tıklayınız. 
BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız.  

Eroinin İlginç Geçmişi

Aspirin üzerine yaptığım araştırmalar sırasında Eroinin geçmişine de denk geldim.Ve sizlerle bu bilgileri paylaşmak istedim.Basit kullanım tarihi M.Ö. 3400'lü yıllara kadar gidiyor.Binlerce yıl boyunca bilinen tek özelliği çok yüksek dozdaki ağrıları dahi kolaylıkla kesebiliyor olması.

Ancak profesyonel morfin olarak üretilmesi konusundaki araştırmalar İngiltere'de 1874 yılında St Mary's Hastanesindeki Tıp Fakültesinde çalışan ingiliz kimyacı C.R. Alder Wright tarfından yapılmıştır.Verdiği raporda ise şu bilgiler göze çarpmaktadır:

"Dozlar … genç köpek ve tavşanlara subkutan olarak enjekte edildiğinde … şu genel sonuçlar ile … müthiş bitkinlik , korku , ve uyku hali uygulamanın ardından hızla olmak üzere , hassaslaşan gözler , pupiller kontraksiyon , köpeklerde oluşan hatırı sayılır ölçüde tükrük salgılama oluştu , ve bazı vakalarda kusmaya hafif yatkınlık, ancak gerçekten kusma yok . Solunum başta hızlandı , ancak sonra yavaşladı , ve kalp hareketleri yavaşladı , ve normal dışı çalışmaya başladı."

Lakin C.R. Alde Wright'ın araştırmaları daha ileriye gidemeyerek burada kalmıştır.Modern eroinin keşfi ise 23 yıl sonra Aspirinin de üreticisi olan Bayer kimyageri Felix Hoffmann tarafında yapılmıştır.Üstelik Aspirinin keşfinden sadece 11 gün sonra yani 21 Ağustos 1897'de aynı yöntemle diasetilmorfini sentezleyerek bulmuştur.

Eroinin bundan sonraki hikayesi ise hayli trajik.Çünkü 1898'den 1910'a kadar bağımlılık yapmayan morfin olarak piyasa sürülmüştür.Ayrıca çocukların öksürük tedavisinde de kullanılmıştır.Bayer Eroinin esas marifetini fark etmeden önce yani yıllarca Eroini morfine bağımlılık tedavisi için pazarlamıştır.Şirket Eroinin esas bağımlılık maddesi olduğunu fark edinceyse tarihinin en büyük utançlarından birini yaşamıştır.

Bütün bu olup bitenlere rağmen 1. Dünya Savaşı'nında patlak vermesiyle Eroin hakkında bulunanlar unutulup gitmiş ve savaşta morfin olarak kullanılmıştır.Ancak gün geçtikçe artan bağımlılık ve zarar oranının artması sonucu 1930'ların başında ilaç listelerinden kaldırılmıştır.Günümüzdeyse Dünya'nın en büyük kaçakçılıklarından birisi Eroin'dir...


BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız. 

Aspirinin Tarihçesi


Facebook'ta Apirin ile ilgili lüzumsuz bir bilgi görmemle aspirinin geçmişini araştırmaya karar verdim.Hayli ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

Aspirinin tarihi 3500 yıl öncesine kadar dayanıyor.Hammaddesi söğüt ağacı bu yüzden bu konuda sıkıntı duymuyor.Ama asıl doğum tarihi 10 Ağustos 1897.Bu tarihe kadar sadece söğüt ağacının yapraklarından çeşitli karşımlar hazırlanarak kullanılagelmiş ve başarısıda binlerce yıllık tecrübeyle kanıtlanmış.Bu durumun farkında olan Bayer'in kimyagerlerinden Felix Hoffmann saf asetilsalisilik asit (ASA) üretmesiyle mümkün olmuştur.

Felix Hoffmann'ı böyle bir deneye iten sebep ise romatizmal ağrılarla baş edemeyen babasını iyileştirebilmek amacıyla salisilik asidi geliştirmeye çalışır. O zamana kadar kullanılmış olan salisilik asit esaslı sodyum salisilat ilacı hem çok kötü bir tada sahiptir hem de uzun süre alındığı için midesi rahatsızlanan kişileri her kullanışlarında hasta etmektedir.

1950'li yıllara kadarsa 3500 yıllık tarihinde sadece ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak kullanılmıştır.1950'lerde ortaya atılan bu ilacın kalp krizi ve felç riskini azaltabileceği yönündeki fikirleri halen devam eden Aspirinin yararlarını ortaya koymaya yönelik araştırmaların başlamasına sebep olmuştur.Günümüzde ise Aspirinin pek çok yararı olduğu bilinmektedir.İşte Aspirinin yararları:

Prostatı önlüyor: 

Ünlü sağlık merkezi Mayo Clinic in uzmanları tarafından 1400 erkek üzerinde 5.5 yıl boyunca yapılan bir araştırma, prostat riskinin her gün Aspirin içen erkeklerde iki kat azaldığını gösterdi. 

Kaşıntıyı kesiyor: 

Birkaç tablet Aspirin i ezip toz haline getirin. Elde ettiğiniz tozu bir miktar nemlendiriciyle karıştırıp kaşınan bölgeye sürün. Bu losyon Aspirin in cilde nüfuz etmesini sağlayacak ve kaşıntıyı durduracaktır.
Tansiyonu düşürüyor:
İspanyol bilimadamlarının yaptığı bir araştırma, Aspirin in yüksek tansiyona iyi geldiğini ortaya koydu. Her gün alınan 100 miligram aspirin büyük ve küçük tansiyonu belirgin oranda düşürüyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Aspirini sabah değil, geceleri içmelisiniz. 

Güneş yanığına karşı: 

Yazın bir anda korunmasız olarak güneşin altında kalmaktan kaynaklanan yanıklar bir hayli can yakıcıdır ve ardından cildin kabarcıklar şeklinde su toplamasına neden olur. Ancak çok fazla güneş altında kaldıktan en az bir-iki saat sonra alınacak iki adet Aspirin hem yanmayı hem de cildin su toplanmasını azaltır. 

Kalp dostu: 

Günde en az 75 miligram Aspirin almak kanı inceltip damar iltihaplanmasını önleyerek kalp hastalıkları riskini yüzde 30 oranında düşürebiliyor. Göğüs ağrısı hissedildiğinde bir Aspirin çiğnemek, olası kalp krizini baştan önlemeye yardımcı oluyor ve kriz geçirilmişse bile bunun yarattığı tahribatı azaltıyor. 

Nasıra iyi geliyor: 

5-6 adet Aspirin i toz haline getirip yarımşar çay kaşığı su ve limon suyuyla karıştırın. Nasırlı bölgeye bu karışımı sürdükten sonra üzerini sıcak ve nemli bir bezle 10 dakika örtün. Aspirin in içindeki asit nasırı yumuşatacak ve süngertaşıyla biraz ovduktan sonra nasırınız düzelecektir. 

Kolon kanserini önlüyor: 

Aile bireylerinizden biri kolon kanseriyse her gün Aspirin içmenizde büyük fayda var. Zira araştırmalara göre günde 81 miligram Aspirin alan erkeklerde kolon kanseri riski, almayanlara göre yüzde 50 oranında düşebiliyor. 

Uçukları geçiriyor: 

Macar uzmanlar tarafından yapılan bir araştırmaya göre, her gün alınacak 125 miligram Aspirin uçukların cilt üzerindeki ömrünü ortalama 8 günden 5 güne düşürerek, neredeyse yarı yarıya azaltabiliyor. Aspirin, uçuğa neden olan iltihabı da azaltarak, etkilenmiş bölgenin daha çabuk iyileşmesini sağlıyor. 

Alzheimer dan koruyor: 

Hollanda daki Erasmus Tıp Merkezi nde görevli bilim adamları tarafından yapılan bir araştırmaya göre birkaç yıl boyunca düzenli Aspirin kullananlarda Alzheimer hastalığına yakalanma riski, bu ilacı düzensiz kullananlara göre yaklaşık yüzde 80 oranında daha az ortaya çıkıyor. 

Kadında kısırlığa iyi geliyor: 

Arjantinli uzmanlar, çocuk sahibi olamayan bir grup kadın üzerinde testler yaptı. Kadınlardan bir bölümüne sadece kısırlık ilacı, diğer gruba ise kısırlık ilacıyla birlikte 100 miligram Aspirin verildi. Aspirin, yumurtalıkta kan dolaşımını artırdığı için, ilacı Aspirinle alanların hamile kalma şansı yüzde 40 arttı. Sadece kısırlık ilacı alanlarda ise yüzde 20 artış görüldü. 

Siğilleri söküp atıyor: 

Bir parça bant alın, ortasına yuvarlak bir delik açın ve bu delik tam siğilin üzerine gelecek şekilde bantı cildinize yapıştırın. Ucu banttan dışarı çakan siğilin üzerine, daha önce toz haline getirdiğiniz Aspirin i sürün ancak cildinizin diğer taraflarına bulaştırmayın. Sonra bunun üzerini başka bir bantla kapatıp aynı işlemi üç gece üst üste uygulayın. Siğiliniz iyileşecektir. 

Felçten koruyor: 

Felcin nedeni kan pıhtılaşması. Aspirin in en önemli özelliği de pıhtılaşmayı önlemesi. Her gün alınacak bir Aspirin in, felç geçirmiş erkeklerde yeni bir felç riskini yüzde 25 oranında önlediği biliniyordu. Bundan yola çıkan uzmanlar, genel olarak felç riski taşıyanlarda da aynı oranda etkili olacağını düşünüyor. Hatta bazı araştırmalar bu oranın daha da yüksek olabileceğini gösteriyor. 


BlogmaBlogcuk hizmetidir.Kaynak göstermeden kopyalamayınız.